Kaldır başını kan uykulardan
Kaldır başını kan uykulardanBöyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık... ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
... Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol
Tam çağı ise başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alın teri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol
Rıfat Ilgaz...
alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun
başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun
söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor
bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım
beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni
akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir
yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın
şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek
Arkadaş Zeki ÖZGER
Hesabın yanlış yoldaş, sen bize lâzımsın!
Bana ne gerek var dediğinde.
Ben olsam da olur, olmasam da
dediğinde
Bir kişi az olmuş,
fazla olmuş
ne fark eder
dediğinde!
"Yeter artık, hep benim nerede
olduğumu,
Ne yaptığımı sormayın;
Ben ha olmuşum, ha olmamışım,
ben kimim ki?" dediğinde
hesabın yanlış yoldaş,
sen, tam da sen
lâzımsın bize!
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bana ne gerek var dediğinde...
Bu grevde
Ben olmuşum, ya da olmamışım,
Ne farkeder dediğinde;
Grevin zaferi
Bana bağlı değil
dediğinde
olduğumu,
Ne yaptığımı sormayın;
Ben ha olmuşum, ha olmamışım,
ben kimim ki?" dediğinde
hesabın yanlış yoldaş,
sen, tam da sen
lâzımsın bize!
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bana ne gerek var dediğinde...
Bu grevde
Ben olmuşum, ya da olmamışım,
Ne farkeder dediğinde;
Grevin zaferi
Bana bağlı değil
dediğinde
Ben sizinle olsam ne olacak,
Bana gerek yok, bensiz de olur
dediğinde
Hesabın yanlış yoldaş,
Sen, tam da sen
Lâzımsın bize!
Bana gerek yok, bensiz de olur
dediğinde
Hesabın yanlış yoldaş,
Sen, tam da sen
Lâzımsın bize!
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bana ne gerek var dediğinde...
"Binlerce insan sokaklara
döküldüğünde
Ben de yürüsem ne olur,
yürümesem ne olur,
bensiz de olur;
dediğinde
İki bacak daha fazla, ya da daha
eksik olmuş
fark etmez" dediğinde
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bana ne gerek var dediğinde...
Hesabın yanlış yoldaş,
Tam da, bugün lâzımsın sen,
tam da sen lâzımsın bize!
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bir kişiye bağlı değil bu iş
Olsam da olur, olmasam da dediğinde
Sen, tam da sen lâzımsın bize,
Eğer sen yürümezsen,
Sen evinde oturup
Diğerlerinin senin gibi düşünmediğini
düşünürsen
O zaman yapılmasını gerekli gördüğün
iş yarım yapılacaktır.
Sen, tam da sen yoldaş, lâzımsın bize!
Bana ne gerek var dediğinde...
"Binlerce insan sokaklara
döküldüğünde
Ben de yürüsem ne olur,
yürümesem ne olur,
bensiz de olur;
dediğinde
İki bacak daha fazla, ya da daha
eksik olmuş
fark etmez" dediğinde
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bana ne gerek var dediğinde...
Hesabın yanlış yoldaş,
Tam da, bugün lâzımsın sen,
tam da sen lâzımsın bize!
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Bir kişiye bağlı değil bu iş
Olsam da olur, olmasam da dediğinde
Sen, tam da sen lâzımsın bize,
Eğer sen yürümezsen,
Sen evinde oturup
Diğerlerinin senin gibi düşünmediğini
düşünürsen
O zaman yapılmasını gerekli gördüğün
iş yarım yapılacaktır.
Sen, tam da sen yoldaş, lâzımsın bize!
Yanlış hesap yapıyorsun yoldaş,
Hesap sana karşı bir hesap.
Bu hesap, sen, bensiz de olur dediğinde
Çarşıya uymaz bir hesap.
Bu hesap Bağdat'tan dönüp
Senin önüne ödetilmek üzere
Kokonulacak
Bir hesap yoldaş.
Bugün henüz vakit çok geç değil.
Bugün yanlış hesabı düzeltebilirsin henüz.
Yoldaşlar,
Her biriniz, tek tek
lâzımsınız bize.
Sen, sen, sen, sen,
hepiniz.
Olmaz sizsiz!
Hesap sana karşı bir hesap.
Bu hesap, sen, bensiz de olur dediğinde
Çarşıya uymaz bir hesap.
Bu hesap Bağdat'tan dönüp
Senin önüne ödetilmek üzere
Kokonulacak
Bir hesap yoldaş.
Bugün henüz vakit çok geç değil.
Bugün yanlış hesabı düzeltebilirsin henüz.
Yoldaşlar,
Her biriniz, tek tek
lâzımsınız bize.
Sen, sen, sen, sen,
hepiniz.
Olmaz sizsiz!
JOHANNES R. BECHER, 1932
